MÜZİK SEKTÖRÜNÜN OLMAZSA OLMAZLARI: SÖZLEŞMELER

Müzik sektörüne adım atan her genç icracı sanatçı adayının en büyük kabusu uzun, çoğunca ne dediği anlaşılmayan, tek taraflı, yapımcıların her şeyi aldığı fakat hiçbir şeyi vermek istemediği, imzalamaktan korkulan ve ama imzalanmasa da olmayan sözleşmelerdir.

Bu sayıda genç arkadaşlarıma kariyerlerinin başlangıcında sözleşme imzalarken dikkat etmeleri gereken birkaç husustan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle şunu unutmayın; sözleşmeler hiç de korkulacak metinler değillerdir. Yeter ki neyin altına imza attığınızın farkında olun. Sözleşme imzalamadan hiçbir işe başlamayın. Sözlere değil yazılı metinlere güvenin. İmzalanmak üzere önünüze getirilen sözleşmeleri ayak üstü, yarım yamalak okuyarak imzalamayın.  Sözleşmenin mutlaka uzman bir hukukçu nezaretinde madde madde incelenmesi, neler getirip neler götürdüğünün tartılması gerekir. Kariyerinize kendinize bu konuda uzman bir hukukçu bularak başlamanızı öneririm.

Bu imkandan yoksun iseniz aşağıda kısaca anlatmaya çalışacağım hususlara dikkat ederseniz sizin için iyi olur.

Öncelikle dikkat etmeniz gereken husus sözleşme süresi ile albüm sayısı ve albümlerin piyasaya sürülme periyotlarının gerçekçi olmasıdır. Sağlıklı olan albümler arasında en az 14 – 18 aylık bir zaman aralığı bulunmasıdır. Kaç albümlük sözleşme imzalıyorsanız, sözleşme süresinin de bu zaman aralığına uygun olmasına dikkat edin. Piyasa koşulları gereği albümler arasındaki zaman aralığı yapımcı ve sanatçı tarafından kısaltılıp uzatılabilir. Fakat nihayetinde her sözleşmenin bir süresi ve sonu olması gerektiğinden en azından zaman aralığının en fazla ne kadar olabileceğinin belirtilmesi iyi olur. Böylece imzalarken kaç sene bu sözleşme ile bağlı olacağınızı bilir, bir meçhule adım atmaktan kurtulursunuz.
Genç icracı sanatçıların çekindikleri hususlardan biri de hak devirleridir. Müzik sektöründeki sözleşmeler, işin doğası gereği, hak devirleri üzerine kurulu olduğundan sektöre yeni giren genç icracılar bütün haklarının yapımcı tarafından elinden alındığından endişe ederler.

Fakat asıl endişe edilmesi gereken husus hakların devri değil devredilen hakların kullanımı neticesinde elde edilen gelirin paylaşılmasıdır. Hatta hakların devredilmesi esas olmalıdır. Bundan çekinmeye gerek yoktur. Zira, yapımcı da ancak devraldığı haklar çerçevesinde albümlerden faydalanabileceği için yapımcının elini serbest bırakmak sizin de menfaatinizedir. Çünkü albümden ve içinde yer alan icralardan ne kadar yararlanırsa siz de o kadar fazla gelir elde edersiniz. Bunun için de sözleşmenizde, hakların kullanımından elde edilebilecek her türlü gelirin paylaşıma tabii olacağına dair hükümlerin yer alması gerekir. Prensip olarak hakları devretmeye ve karşılığını maddi olarak almaya açık olun.

Paylaşımın nasıl olması gerektiği hususunda belirli ve tek bir formül yoktur. Tersine her bir sözleşme taraflar arasıdaki ilişkinin durumuna göre farklı farklı paylaşım formülleri içerebilir.

Paylaşımdan ziyade raporlama konusuna daha çok dikkat etmelisiniz. Yani yapımcınızdan kaç adet üretim yapıldığını; kaç adet satıldığını; ne kadar iade geldiğini; kaç adet bandrol alındığını; ne kadarının kullanıldığını; toptan satış fiyatını; yan faaliyetlerden nasıl gelir elde edileceğini size belirli periyotlarla, önerilen altı aylık periyotlardır, bildirmesini istemeli ve bunu sözleşmeye koymalısınız. Ancak bu hususları bilirseniz paylaşım rakamlarının doğru olup olmadığını anlayabilirsiniz.

Tekrar başa dönersek mümkünse sözleşme imzalamadan önce bu konuda uzman bir hukukçunun yardımını isteyin. Kariyerinizin en başında yapacağınız bir hata, imzalayacağınız saçma sapan bir sözleşme daha başlamadan kariyerinizi bitirebilir veya sekteye uğratabilir.

* Bu yazı MÜZİKRAM dergisinin 2. sayısında yer almıştır.

Bir Cevap Yazın